Yazı
Yazar : Önder UÇAK/Şube Başkanı
2026-09-07 15:57:29
Görüntülenme
EĞİTİME DAİR- İlk Zilin Heyecanı: Birinci Sınıflar, Gizli Stresler ve Büyük Başlangıçlar
Önder UÇAK/Şube Başkanı
EĞİTİME DAİR- İlk Zilin Heyecanı: Birinci Sınıflar, Gizli Stresler ve Büyük Başlangıçlar
Önder UÇAK/Şube Başkanı

Bu hafta eğitime dair köşemizde rotamızı elbette okul sıralarıyla ilk kez tanışan miniklerimize, yani birinci sınıflarımıza çeviriyoruz.
Daha önce sınav maratonundaki 8. ve 12. sınıfların stresini, o süreçte evlerde yaşanan fırtınaları bolca konuşmuştuk. Şimdi ise herkesin bildiği ama adını koymakta biraz çekimser kaldığı başka bir heyecan dalgasını ele alacağız. Aslında bu süreci rahatlatmak adına güzel adımlar atılmıyor değil; “Uyum Haftası” bu projelerin en güzel örneği. Hatta bu yıl velilerin de bu uyum sürecine dahil edilmesi, çocukların o korunaklı anaokulu atmosferinden ilkokulun gerçekliğine geçişini çok daha yumuşak kılmayı hedefliyor.
Peki, minicik yüreklerdeki bu stres nerede başlıyor? Cevap net: Okuma ve yazma öğrenme maratonunda.
Çoğu zaman iyi niyetle söylediğimiz “Artık anasınıfında değilsin, oyun bitti, ders zamanı!” tarzı yaklaşımlar, çocuklarımızı motive etmekten ziyade üzerlerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Ardından eve gelen ödevler silsilesi başlıyor... Ödevin dozu biraz kaçtığında, evde “ödev yapma ve yaptırma” savaşları patlak veriyor; anne-baba ve çocuk arasındaki ilk ciddi çatışmalar tam da bu noktada filizleniyor. Elbette ödev, sorumluluk bilinci ve öğrenmenin pekişmesi için gereklidir. Ancak bir birinci sınıf öğrencisinin ödevi 15 dakikayı geçmeyecek uzunlukta olmalıdır. Hafta sonları eve getirilen sayfalarca fotokopi, ne yazık ki öğrenme isteğini değil, sadece stresi büyütür.

Bir de işin teknik boyutu var tabii… Yıllar içinde sürekli değişen harf grupları, yazım stilleri, bir dönem hayatımıza girip çıkan el yazısı uygulamaları derken; tümdengelimden tümevarıma, oradan ses esaslı ilk okuma-yazma sistemine kadar pek çok yöntem denendi. Özellikle de her yıl harflerin yazım şekillerinin değiştirilmesi, bu işin mutfağında olan öğretmenlerimiz tarafından bir türlü anlamlandırılamıyor ve haklı olarak tepki çekiyor. Sistemler değişiyor ancak değişmeyen tek şey var: Çocuğumuzun okulla kurduğu o ilk temasın hayati önemi.
Onların özgüveni, öğrenmeye duydukları merak ve en önemlisi arkadaşlarıyla kurdukları iletişim; oyunla, sohbetle ve birlikte bir şeyler üretebilmekle şekillenir. Düşünün; anaokulunun o pamuklara sarılı, korunaklı alanından çıkıp kendi sınıflarına kendilerinin gittiği, teneffüste bahçede özgürce koşup oyun oynadığı, okul kantininden kendi başına alışveriş yapmaya çalıştığı yepyeni bir dünyaya adım atıyorlar. Bu yüzden her başlangıç gibi, birinci sınıf da hayatın en kritik eşiklerinden biridir.

Hiç şüphesiz bu sürecin en büyük kahramanı, en çok emek harcayıp en çok yorulanı sınıf öğretmenlerimizdir.
Bir sınıf öğretmeni için birinci sınıfı okutmak adeta sıfırdan bir bina inşa etmektir. Kalem tutmayı göstermekten defter kullanımını öğretmeye, sırada oturup ders dinleme alışkanlığı kazandırmaktan ritmik saymalara, toplama-çıkarmaya ve o büyülü okuma-yazma eşiğini atlatmaya kadar her şey öğretmenin ilmek ilmek işlediği bir emektir. Bu ağır ve kutsal yükü omuzlayan öğretmenlerimize velilerin ve okul yönetimlerinin destek olması, anlayışla yaklaşması sadece bir rica değil, bir gerekliliktir.

Veliler olarak bizlerin de düşmemesi gereken çok önemli bir tuzak var: Kıyaslama.
“Bizimki hâlâ okumayı sökemedi, ablası bu zamanlar şakır şakır okuyordu…” ya da “Yan sınıftaki çocuklar şu harfe geçmiş!” gibi cümleler hem çocuğa hem de sürece yapılan en büyük haksızlıktır. Çocuklarımızı ne kardeşleriyle, ne sınıf arkadaşlarıyla ne de başka okulların öğrencileriyle kıyaslayalım. Telaşa gerek yok; her tohum kendi vaktinde çiçek açar. Zamanı geldiğinde her çocuğumuz o cümleleri rahatlıkla  okuyacaktır.
Tüm bu duygular ve beklentiler ışığında; yeni eğitim-öğretim yılının minik öğrencilerimize, fedakar öğretmenlerimize ve heyecanlı velilerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Gelecek hafta okullarımızı konuşmak üzere…
Selam ve muhabbetlerimle.

MEMUR-SEN
KONFEDERASYONU
EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ
SENDİKASI
Zübeyde Hanım Mahallesi Sebze Bahçeleri Caddesi No:86
Altındağ - Ankara / TÜRKİYE
Tel : 0.312 231 23 06 Faks : 0.312 230 65 28
ebs@ebs.org.tr
Copyright © Eğitim Bir Sen