Geçtiğimiz hafta, mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde öğretmenin önüne konulan “tercih labirentini” konuşmuştuk. Öğretmenler, eşinin ya da mazeretinin bulunduğu yere ulaşabilmek için hangi tercihi yapması gerektiğini düşünerek bir tercih dönemini daha geride bıraktı.
Şimdi ise tartışmanın yeni bir aşamasındayız: İl ve ilçe emri.
Mazerete bağlı yer değiştirmelerde temel sorun, norm kadro dengesi ile aile bütünlüğünün birlikte nasıl korunacağıdır. Millî Eğitim Bakanlığının ihtiyaç bulunan bölgelerden ihtiyaç olmayan yerlere kontrolsüz geçişi önlemek istemesini anlıyoruz. Ancak aile birliğini sağlayacak açık, adil ve öngörülebilir bir sistem de kurulmalıdır.
Bugün farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Zorunlu yer değiştirmeye tabi personelin (asker, polis, hakim, savcı kaymakam…) eşleri için il ve ilçe emri gibi çözümler gündeme gelirken, diğer meslek grupları açısından nasıl bir yol izleneceği aynı açıklıkta ortaya konulmuş değildir.
Buradaki mesele bir kesime verilen hakkın tartışılması değil, aile bütünlüğünün herkes için aynı değerde olmasıdır.
Bir öğretmen, eşinin bulunduğu ilçeye atanabilmek için çoğu zaman uzak yerleri tercih etmek zorunda kalıyor ve sürecin sonunda il veya ilçe emri olup olmayacağını bekliyor. Bu durum, hayatın belirsizlik üzerine kurulmasına neden oluyor.
Tayin beklemek yalnızca bir okul beklemek değildir; eşin yanına gidip gidememek, çocukların nerede büyüyeceği ve hayat düzeninin nasıl kurulacağıdır.
Her yıl tekrar eden bu belirsizlik ciddi bir sosyal probleme dönüşmektedir. Haftalarca süren “gidebilecek miyim?” endişesi hem mesleki hem ailevi bir yük oluşturmaktadır. Bu durum zamanla aile içi huzursuzluklara ve uzun süreli ayrılıklara yol açabilmektedir.
Bu nedenle mazerete bağlı yer değiştirmelerdeki bu kaotik tablo sona ermelidir.
İl veya ilçe emri uygulanacaksa şartları baştan açıkça belirlenmelidir. Kimlerin hangi durumda yararlanacağı ve sürecin nasıl işleyeceği tercih dönemi başlamadan bilinmelidir.
Her yıl belirsizlik yaşandıktan sonra çözüm açıklanması sürdürülebilir değildir.
Çözüm yalnızca Millî Eğitim Bakanlığından beklenmemelidir. Kamu kurumları arasında iş birliği ve koordinasyon sağlanmalıdır. Farklı kurumlarda çalışan eşler için de aile birliğini koruyacak modeller geliştirilmelidir.
Önemli bir diğer konu özel eğitim alanındaki öğretmen ihtiyacıdır. Birçok ilde ihtiyaç bulunmakta, farklı branşlardan sertifikalı öğretmenler ise bu alanda değerlendirilebilmektedir. Norm fazlası veya branşında ihtiyaç olmayan öğretmenlerin özel eğitim alanında istihdamı hem mağduriyeti azaltır hem de ihtiyacı karşılar.
Bu noktada meseleye yalnızca “norm dolu” yaklaşımıyla değil, “mevcut insan kaynağı nasıl daha verimli kullanılabilir?” sorusuyla bakılmalıdır.
Talebimiz nettir:
Mazerete bağlı yer değiştirmelerde belirsizlik sona ermeli, kurallar önceden açıklanmalı ve öngörülebilir bir sistem kurulmalıdır.
Aile birliğini korumaya yönelik çözümler önemlidir; ancak aynı hassasiyet tüm çalışanlar için gösterilmelidir. Çünkü aile, statüye göre değer kazanan bir yapı değildir.
İnsanlar tercih yaparken geleceğini bilmelidir. Aileler sürekli endişe içinde yaşamamalıdır.
Aileyi korumak kamu politikalarının temel hedeflerinden biri olmalıdır.
Bu nedenle her yıl aynı tartışmayı yaşamak yerine, tüm tarafların katılımıyla kalıcı ve öngörülebilir bir çözüm üretilmelidir.
Belirsizliğin değil, öngörülebilirliğin hâkim olduğu bir sistem istiyoruz.
Çünkü öğretmenin tayini yalnızca bir yer değişikliği değil, bir ailenin hayatını doğrudan etkileyen bir karardır.
Sistem de buna göre kurulmalıdır.
Gelecek hafta eğitime dair başka bir meseleyi konuşmak üzere…
Selam ve muhabbetlerimle.
Okul Yöneticiliği: Eğitim Liderliği mi, Sınırsız Sorumluluk mu?
Yönetici Eğitimi: Doğru Bir Vizyon, Zayıf Bir Uygulama
Norm Kadro Zulmü: Aile Bütünlüğü Yönetmeliklere Feda Edilemez!
Köy Okullarını Norm Kadroya Feda Etmeyelim!
Eğitime Dair; LGS Kıskacında Çocukluk
Eğitime Dair: İl ve İlçe Emri Bekleyen Aileler Ne Olacak?
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YERYÜZÜ KARANLIĞI KALBİNİZLE AĞARIYOR
İNANCIN VE AZMİN GÜÇLÜ MİRASI: ZİRVELERİ AŞAN, GELECEĞE UZANAN KOCA BİR ÇINAR
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
OKUL YÖNETİCİLİĞİ “İKİNCİ GÖREV” DEĞİL, ESAS GÖREV OLMALIDIR
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme