“Aynı görev, aynı sorumluluk, neden farklı ücret?”
Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başlıyor.
Okullar açılmadan önce atamalardan kayıtlara, norm ve personel planlamasından ders programlarına, maaş ve ek ders hesaplamalarından ödeneklere, bakım ve onarım çalışmalarından sınav organizasyonlarına kadar binlerce işlem sessizce yürütülüyor.
Biz çoğu zaman eğitimin sınıfta görünen yüzüne odaklanıyoruz.
Oysa bu sürecin arkasında memurlar, şefler, teknisyenler, teknikerler, hizmetliler, şube müdürleri, millî eğitim müdür yardımcıları ve il-ilçe millî eğitim müdürlerinin büyük emeği var.
Onlar, eğitimin görünmeyen taşıyıcı kolonlarıdır.
Bir öğretmenin maaşının zamanında ödenmesinden okulun fiziki ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar eğitim hizmetinin arka planında büyük bir idari emek bulunuyor.
MESELE ÜCRET DEĞİL, ÜCRETTE ADALET
Eğitim çalışanlarının itirazı yalnızca ücretin miktarına değil; yetki, sorumluluk ve ücret arasındaki dengesizliğe yöneliktir.
Daha fazla imza atan, daha fazla sorumluluk üstlenen ve yaptığı işlemin hukuki ve mali sonuçlarını taşıyan personelin ücreti de bu sorumlulukla orantılı olmalıdır.
Aynı kurumda benzer işi yapan memur ile kamu işçisi arasındaki ciddi ücret farklılıkları çalışma barışını zedelemektedir.
Kimsenin ücretinin azaltılmasını değil, emeğin karşılığının adil biçimde verilmesini istiyoruz.
Ölçümüz açıktır:
Yetki artıyorsa ücret, sorumluluk artıyorsa tazminat artmalıdır.
EĞİTİM ÇALIŞANI BİR BÜTÜNDÜR
Öğretmenin sınıfa huzurla girebilmesi için okulun ve millî eğitim teşkilatının bütün idari çarklarının sorunsuz işlemesi gerekir.
Bu nedenle Eğitim Öğretim Yılına Hazırlık Ödeneği, ayrım yapılmaksızın bütün eğitim çalışanlarını kapsamalıdır.
Bu adım hem ekonomik bir destek sağlayacak hem de eğitim hizmetinin bir bütün olduğu gerçeğini güçlendirecektir.
GİYİM YARDIMI GERÇEKÇİ OLMALI
Günümüz ekonomik şartlarında eğitim çalışanlarına sunulan giyim yardımı, yapılan işlem ve masrafları dahi karşılamayacak kadar düşük kalmıştır.
Bazı kamu kurumlarında günün şartlarına uygun tutarlarda uygulanan giyim yardımının, eğitim çalışanları açısından sembolik rakamlarda kalması kabul edilemez.
Giyim yardımı, çalışanı gerçekten destekleyecek güncel ve anlamlı bir seviyeye çekilmelidir.
ŞEF VE ŞUBE MÜDÜRLERİNİN ADALET BEKLENTİSİ
Şef ve şube müdürleri, idari yükün önemli bir bölümünü taşımalarına rağmen hak ettikleri mali ve özlük haklara hâlâ kavuşamamıştır.
Son düzenlemelerle bazı yöneticilere ek özel hizmet tazminatı verilmesi olumlu bir adım olsa da aynı görevi yürüten GİH kökenli şube müdürlerinin kapsam dışında bırakılması yeni bir eşitsizlik doğurmuştur.
Şef ve şube müdürlerinin geçmişten gelen hak kayıpları giderilmeli; GİH kökenli şube müdürlerinin mağduriyeti telafi edilerek tüm şube müdürleri için eşit ve adil bir ücret sistemi kurulmalıdır.
İMZA ATANIN SORUMLULUĞU KADAR GÜVENCESİ DE OLMALI
Millî eğitim müdürlüklerinde milyonlarca liralık mali ve idari işlem, kısıtlı sayıdaki personelin omuzlarında yürütülüyor.
Atılan her imza ciddi bir hukuki sorumluluk taşıyor.
Kamu zararının hesabı elbette sorulmalıdır. Ancak kasıt ile hata, ihmal ile teknik eksiklik birbirinden kesin biçimde ayrılmalıdır.
Çalışana sorumluluk yüklenirken gerekli teknik destek sağlanmalı, üstlenilen riskin karşılığı olan tazminat ve güvence düzenlemeleri hayata geçirilmelidir.
Sorumluluk varsa karşılığı, risk varsa güvencesi olmalıdır.
ÖZLÜK HAKLARI VE SOSYAL İMKÂNLARDA EŞİTLİK
Eğitim çalışanlarının özlük ve sosyal haklarındaki eksiklikler bütüncül bir yaklaşımla giderilmelidir.
3600 Ek Gösterge: GİH personelinin 3600 ek gösterge beklentisi daha fazla ertelenmemeli, emeklilikte de adaleti sağlayacak bir yapı kurulmalıdır.
Sosyal Haklar ve Yemek: Yemek hizmeti sunulamayan küçük ilçelerde çalışan personele nakdi yemek desteği veya ek ödeme sağlanmalıdır. Çalışanın hakkı, görev yaptığı ilçenin nüfusuna göre değişmemelidir.
Engelli Personel ve Sınav Görevleri: Engelli çalışanların derece ve kademe ilerlemelerindeki engeller kaldırılmalı; merkezî sınavlarda görev alan tüm personele, üstlendikleri sorumluluk ve harcadıkları zamana uygun adil bir ödeme yapılmalıdır.
GÖRÜNMEYEN EMEK GÖRÜNÜR OLMALI
Bütün bu taleplerin ortak noktası adalettir.
Biz kimsenin hakkının azaltılmasını istemiyoruz. Bir çalışanın hakkını savunurken başka bir çalışanın kazanımına göz dikmiyoruz.
Emeğe, yetkiye, sorumluluğa ve liyakate dayalı hakkaniyetli bir sistem talep ediyoruz.
Eğitim öğretim yılı ilk ders ziliyle başlamaz; o zil çalmadan haftalar önce başlayan görünmeyen emekle hazırlanır.
İşte o emeğin sahipleri artık daha fazla görünmez kalmak istemiyor.
Onların talebi açık:
Emeğimiz görülsün. Sorumluluğumuz karşılık bulsun.
Yetkimiz ücretimize yansısın.
Özlük haklarımızda adalet sağlansın.
Eğitim bir bütündür.
Eğitim çalışanları bu bütünün vazgeçilmez parçasıdır.
Adalet de herkes için olmalıdır.
Çünkü eğitim çalışanının emeğine değer vermek, aynı zamanda eğitimin geleceğine değer vermektir.
Gelecek hafta okullar açılıyor.
Haftaya çocuklarımızı konuşmak üzere…
Selam ve muhabbetlerimle.
EĞİTİME DAİR- İlk Zilin Heyecanı: Birinci Sınıflar, Gizli Stresler ve Büyük Başlangıçlar
Eğitime Dair: İl ve İlçe Emri Bekleyen Aileler Ne Olacak?
Okul Yöneticiliği: Eğitim Liderliği mi, Sınırsız Sorumluluk mu?
Yönetici Eğitimi: Doğru Bir Vizyon, Zayıf Bir Uygulama
Norm Kadro Zulmü: Aile Bütünlüğü Yönetmeliklere Feda Edilemez!
Köy Okullarını Norm Kadroya Feda Etmeyelim!
Eğitime Dair; LGS Kıskacında Çocukluk
EĞİTİME DAİR- İlk Zilin Heyecanı: Birinci Sınıflar, Gizli Stresler ve Büyük Başlangıçlar
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YERYÜZÜ KARANLIĞI KALBİNİZLE AĞARIYOR
BU BİR BAYRAK KOŞUSUDUR
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
OKUL YÖNETİCİLİĞİ “İKİNCİ GÖREV” DEĞİL, ESAS GÖREV OLMALIDIR
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme